Gezgin Sohbetleri | Gezgin Gazetesi – Eren Ertürk

eren-ertürk-gezgin-gazetesi-web

Gezgin Sohbetleri serimizin ikinci konuğu, birçoğumuzun da onu tanıdığı Gezgin Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Eren Ertürk, ileride ne var mottosuyla seyahat tutkusunu bizlerle paylaşıyor.

Gezgin Zirvesi etkinliğinde yollarımızın kesiştiği Eren, yolu hikayelerini paylaşmaları için gezginlere platform sunan değerli arkadaşlarımızdan. Şimdi ise, okuyucularımla Eren Ertürk yol hikayelerini paylaşayım dedim.

Bloğumun Gezgin Sohbetleri köşesine hoş geldin Eren. Sana sorular soracağım ama öncelikle takipçilerime seni tanıştırmak istiyorum. Bize kısaca kendinden bahseder misin, Eren Ertürk kimdir, neler yapar? Seyahat tutkusu nasıl başladı?

Hoş bulduk Gökhan. Eskişehir’in göbeğinde sessiz sakin kendi halinde, bir memur babanın ve öğretmen olmasına rağmen mesleğini yapamamış bir annenin üç çocuğundan biri olarak dünyaya geldim. Sokak aralarında oyunlar oynayarak geçen bir çocukluk ve çok güzel geçen bir lise döneminden sonra da halen yaşadığım Bursa’ya üniversite sebebiyle yerleştim. Birçok mesleği denedikten sonra en nihayetinde tamamen yollarda olduğum bir pozisyonda inşaat sektöründe bir firmada halen Satış Sorumlusu olarak çalışıyorum.

Seyahat tutkumun nasıl başladığını cevaplamak için iki önemli eşikten bahsetmem gerekiyor sanırım. Birini anlatsam diğeri bana kızacak gibi… İlki doğaya olan tutkumla ilgili olsun… Daha 6-7 yaşlarında babamın peşine takılarak yaptığım eski usul kamplarla başladı bu tutku. Bir kısmı çadır bile kurmadan geçen kamplardı bunlar. Samanyolunun altında uyuyakaldığım ve her sabah üzerime düşen çiğin ıslaklığıyla üşümüş ama otların ortaya çıkmış kokusunun harika etkisinde uyandığım. Bu uyanmalar hayatımın bir parçası oldu ve ben o yaşlardan itibaren doğadan kopamadım…

İkincisi ise keşiflerim ile ilgiliydi. Ben yeni yerler keşfetmek adına yola çıkmak için çok geç kalmış biriyim. Üniversite yıllarım özellikle çok fazla kampüsten kafasını çıkartmayan sosyal etkinliklerin peşinde koşan bir öğrenci olarak geçti. Çok daha sonra, üniversite bitip üzerinden 4-5 yıl geçmişti ki Bursa’ya yakın olmasından dolayı Burhaniye – Ören’e bir kaçamak yaptık. Maksat tamamen denize girmek akşamlarında da bir yerlerde oturup bir şeyler içmekti. Ören tatilinin bitişinde belki de hayatımda ilk defa “ileride ne var” diye bir soruyla yüzleştim. Ve ileriye gittim.

Daha önce Ayvalık’a hiç gitmemiştim. Cunda adasıyla ilk defa karşılaşmıştım. Bu keşfin bende yarattığı etki öyle büyük oldu ki… Bir daha asla duramadım. Yeni yerler adımlamalıydım. O yerlerin tarihini, kırılmalarını öğrenmeliydim. Coğrafyasında dolaşmalıydım, insanlarının sofrasına oturmalıydım… Ve böylece benim serüvenim başladı. O gün bugündür iş hayatından arta kalan her fırsatta kendimi bir yerlerde buldum. Yaklaşık 7-8 yıldır da bu tutkunun peşinde ya bir ağacın gölgesinde doğada ya da bir kentin sokaklarında kendimi buluyorum…

Gezgin Gazetesi - Eren Ertürk
Gezgin Gazetesi – Eren Ertürk

Gezgin Gazetesi hakkında bize bilgi verir misin? Gezgin Gazetesi nasıl ortaya çıktı? Ne kadar zamandır faaliyet gösteriyor? Neyi hedefliyor?

Gezgin Gazetesi’nin serüveni 2019’un Ocak ayında başladı diyebilirim. Uzun bir süredir sosyal medyada seyahat sayfalarını inceliyor, seyahat bloglarını takip ediyordum. Sosyal medyada, seyahat üzerine başlayan akımı da aynı dönemde birebir gözlemlemiş oldum. Bana sorarsan tam bir yabancılaşma yaşanıyordu. Sayıların öne çıktığı, aynı Instagram pozlarını verebilmek için oradan oraya giden binlerce insanın ortaya çıktığı dönemdi aynı zaman da. Bir yandan da seyahati hayatının merkezine oturtmuş, aşkla gezen onlarca insanla tanışıyordum… Tam olarak bu atmosferde ben de bir üretime girmek çok istiyordum. Bir tercih yapmam gerekiyordu sanırım. Ben tercihimi Gezgin Gazetesi’nden yana kullandım diyebilirim.  

Gezgin Gazetesi’nin sürecini şöyle özetleyebilirim; Sosyal Medya hesaplarını ve alan adını aldığım 2019’un Ocak ayından itibaren formatı üzerine arkadaşlarımla kafa yormaya başladık. Ve en nihayetinde de 4 Ocak 2020’de yayın hayatımıza başladık. Elimizde daha 4 aylık nur topu gibi yeni yeni öğrenen, büyüyen ve dünyayı küçük gözleriyle anlamlandırmaya çalışan bir bebek var…

Gezgin Gazetesi, aslında bildiğimiz anlamda bir gazete olmayı hedefliyor. Bir yandan kendi özgün rehber içeriklerini üretirken diğer yandan haber ve röportajlar yapıyor. Başka bir kulvarda da köşe yazarlarıyla ve gönüllü muhabirleriyle kocaman bir aile olmayı, farklı tarzlarda gezginleri bir araya getirmeyi hedefliyor. Gezginlerin kendisini ifade edebileceği alanlar açıyoruz. Sadece içerik üretmeyen, bir araya gelebilen ve ortak tutkumuzun birleştiriciliğinde etkinlikler düzenleyebilen bir aile olmaya kafayı fena takmış durumdayız.

Türkiye’de seyahat kültürünün önemli bir parçası olarak, duyarlı, bilinçli, farkındalık geliştirmiş, empati yapabilen, yolda olma kültürünü benimsemiş, doğaya saygılı çağdaş bir topluma katkı sağlamak gibi iddialı bir vizyonu önümüze koyarak çıktık yola… Ve bu yolun yürüyenleri olarak yolun sonunda bizi neyin beklediğiyle pek de ilgilenmeden tadını çıkara çıkara adımlıyoruz diyebilirim…

Bütün yaratıcı işler emek ister. Haliyle Gezgin Gazetesi’nin de gezginleri kendilerini ifade edebileceği bir platform olarak görüyorum. Her işin sahne arkası kahramanları vardır. Gezgin Gazetesi ile ilgili yayını kaç kişilik bir ekip yürütüyor. Sitenin kahramanlarıyla ve yazarlarıyla ilgili neler söylemek istersin?

Bu soruyu sorduğun için ayrıca teşekkür ediyorum. Şu anda 4 editörümüzle birlikte toplam akış üzerine kafa yoruyoruz. İşin daha çok başında oluşumuzu görmezden gelerek söyleyebilirim ki ileride çok güzel işler yapacak bir ekibimiz var. Kendimi de işin içine katarak, acemice yapılan, eksik bırakılan, fazladan yapılan, yavaş ilerleyen her şey dahil büyük bir keyifle yapmamızın sebebi birlikte olmamız…

Ve tabii ki köşe yazarlarımız… Her biri birbirinden değerli, ruhunu seyahat tutkusuyla güzelleştirmiş 14 arkadaşımız yazıyor köşelerde. Kendi bloğunu yürüten arkadaşlarımız da var, ilk defa Gezgin Gazetesi’nde yazmaya başlayan arkadaşlarımız da. Köşelerde, duyguları, fikirleri, farklı bakış açılarını ön plana çıkartan yazılar da var, tavsiyeler ve rehber içerikler de var… Yelpazenin bu genişliği bizi çok mutlu ediyor. Yazarlarımızla ilgili detaylı bilgiyi sitemizin yazarlar menüsünden ulaşabilirsiniz.

Daha da kalabalıklaşacağız. Renklerimiz arttıkça inanıyorum ki Gezgin Gazetesi’nin ruhu daha da güzelleşecek.

eren-ertürk-biyografi
Eren daha önce gezdiği yerleri anlatıyor

Seyahat etmek, gezmek üzerine uğraş veriyorsunuz. Bu terimin altını üstüne getiriyorsunuz. Gezmek / seyahat etmek kelime olarak sana ne ifade ediyor?

Tek kelimeyle keşfetmek… Çünkü seyahat ettikçe, farklı kültürler, farklı tatlar, farklı mimariler, farklı coğrafyalar içinde var olmaya başlıyorsun… Bugüne kadar seni çevreleyen ortamın dışında olan şeyleri görüyorsun. Bu keşif aslında bir öz keşfi de beraberinde getiriyor. Seyahat ettikçe merkezinde senin olmadığın bir dünyanın parçası olduğunu fark ediyorsun…

Farklılıkların var olmasının etkileyici yanını öne koyacak olursak aslında sahnenin arkasında “özde” ne kadar bir olduğumuzun farkındalığını yaşıyorsun. Ki bence bu insanın yaşayabileceği en büyük keşif… Bunu sadece insanlar üzerinde gözlemlenir olduğunu düşünmüyorum… Bir kirpiyle ya da bir ağaçla da ne kadar bütün ve aynı olduğumuzu da kendimce keşfediyorum…

Bugüne kadar gezdiğin yerlerden okurlarımıza bahseder misin? En son seyahat ettiğin yer neresiydi?

Türkiye’nin pek çok bölgesini adımladım. Pek çok şehirde keşifler yaptım. Doğu Anadolu’yu gezmeye başladım geçtiğimiz birkaç yılda… Türkiye’nin harikalarıyla tanışma fırsatım oldu. Antik Kentlere özel bir ilgim var. Bu ilgi sayesinde çok fazla antik kenti ziyaret etme ve inceleme şansı buldum. Farklı coğrafyalarda kamp yapmayı seviyorum. Ancak kamp yaparken seyahat etmenin zevki paha biçilemez. Pek çok defa Ege ve Akdeniz boyunca kamp yaparak ilerledim. Eksik bıraktığım pek çok yer olduğu gibi tekrar tekrar gittiğim ve her defasında yeni şeyler keşfettiğim yerler de oldu. Söyleyebilirim ki ülkemiz muhteşem bir keşif bölgesi…

Yurtdışı seyahatlerime gelecek olursak, daha çok yolun başındayım. Keşfettiğim ülkeler var olduğu gibi planlarını yaptığım, en kısa sürede keşfetmeyi umduğum bir sürü rota beni bekliyor.

Her yıl ben özellikle seyahat planlarımın başına sezonu açmak bahanesiyle Cunda’yı koyuyorum, ilk keşfin hatırına… Bu yıl da öyle yapmıştım ve sezonu erken açmanın mutluluğuyla son seyahatimi Cunda’ya gerçekleştirmiştim… Malum yaşadığımız salgın dönemi nedeniyle ilk planımız bu yıl için şimdilik son planımız oluverdi.

Eren'in daha önce gezdiği yerleri dinliyoruz
Eren’in daha önce gezdiği yerleri dinliyoruz

İşte, burası benim ülkem şehrim diyebileceğin yer var mı? Neden?

Ah işte bu soruya verilebilecek bir cevabım henüz yok… Çünkü her gittiğim yeni yerde işte burası diyorum… Bu konuda sanırım biraz arsızım. Her seyahatimde kendimi bulduğum, ait hissettiğim bir şey illa buluyor ve onunla duygusal bağ kuruyorum. Şimdilik gittiğim her yer benim demekle yetinmek zorundayım bu yüzden. Eğer bir gün bir keşfim diğerlerinden daha baskın gelirse bu röportaj için güncelleme hakkımı saklı tutuyorum.

En ilginç yolculuğun hangisiydi diye sorsam ne anlatırsın? Yolculuk sırasında hepimizin başına ilginç, komik olaylar geliyor. Senin de unutamadığım dediğin anın var mı?

Nedense soruyu okur okumaz aklıma Nemrut Dağı geldi. Daha ilginç yolculuklarım varsa da beni bağışlasın. Özlendi demek ki. Güneşi doğurmak için Nemrut’a gitmiştik. Nemrut Dağı’nın zirvesinde uzunca bir süre geçirdikten sonra araçları bıraktığımız tesisler bölgesine geri indik. Orada Brezilya’dan bir gezginle tanışma fırsatımız oldu. Sırt çantasıyla dünyayı dolaşıyordu. Uzun uzun sohbet ettikten sonra onu Kâhta otogarına bırakmaya karar verdik. 2 arabaydık ve arkadaşımızı Antepli arkadaşlarımızın olduğu öndeki araca bindirerek aşağı doğru inişe geçtik.

Onlar önde biz arkada gidiyorduk ki önümüzdeki araba birden durdu. Arkadaşların tamamı Brezilyalı arkadaş dahil arabadan indiler.  Biz anlam vermeye çalışırken aracın önünde hoplaya zıplaya toplanıp Brezilyalı arkadaşı da aralarına alıp halay çekmeye başladılar. Zılgıtlar ve Maşallahlar eşliğinde, yolun ortasında kapanan yolun sebebini anlamaya çalışan şaşkın bakışlar eşliğinde uzun bir süre anı yaşamıştık. Hiç kimse kornaya basmadı… Herkesin keyfi yerindeydi özellikle misafirimizin… Böylece yıllar sonra bile hatırlayacağımız harika bir ana dönüştü Nemrut Dağı dönüş yolculuğumuz.

İlk seyahatin nereyeydi? Daha sonra da oraya gittin mi? Bugün tekrardan oraya gitsen ne hissedersin?

İlk seyahatim ortaokulda arkadaşımızın ailesinin yanına gidiyoruz yalanıyla çıktığım Kumla seyahatiydi. Yola çıktığım arkadaşımın ailesinin yazlık sitede bir evi vardı doğru ama ne ailesi oradaydı ne de bizde anahtar vardı… Bu sayılıyorsa 5 gün bir sitenin bahçesinde kaldık. Siteden, arkadaşımın arkadaşlarıyla bol bol vakit geçirmiş ve kimselere gözükmemiştik…

İlk keşfim ise daha önceden bahsettiğim gibi Cunda oldu. Yıllardır her sene 2-3 defa gidiyorum ve beni ilk günkü kadar heyecanlandırıyor.

Yurt dışında ise ilk Belgrad’a gittim. Tekrar gitme şansım olmadı ancak seve seve tekrar giderim. Belgrad’ı çok sevmiştim.

Gezgin Gazetesi sitesinden gezi yazılarını okuyabilirsiniz
Gezgin Gazetesi sitesinden gezi yazılarını okuyabilirsiniz

Gezilecek yerler ve yapılacaklar listen var mı?

Evet var ve bu liste beni çok fazla motive ediyor. Ne zaman bunaldığımı hissetsem, yorulsam, sıkılsam listeye bir göz atıyor ve heyecanlanıyorum.

Her şeyi sorduk, ettik. En önemli soruyu sona bıraktık. Peki, insanlar neden gezmeli / yola çıkmalı?

İnsanlar, hiçbir şey için değilse de kendi yaşamlarını anlamlandırabilmek için yola çıkmalı. Kendi bakış açılarını değiştirebilmek, önyargılarından uzaklaşabilmek için yola çıkmalı. Bence hayatı sağlıklı geçirebilmenin yolu kalıpların ve yargıların ördüğü duvarları kırabilmekle mümkün. Doğaya çıktığında insan fark ediyor ki doğrular yalnızca bize öğretilen dünya da var.

Doğada doğru yok. Yine hiç bilmediğin bir şehrin sapa kalmış bir sokağında kapısının önünde oturmuş geleni geçeni izleyen amcayla sohbet ettiğinde, merkezine kendini koyduğun hayatın milyarlarca farklı insan tarafından yaşanıp bittiğini görüyorsun. Bu empatiyi kazanmanın sonucu belki de insan yalnız olmadığının da farkına varıyor. Hepimiz kendimize has rutinlerin içinde bazen yaşadığımızın bile farkında olmadan var oluyoruz. Yaşamın farkına varmak da tam olarak yola çıkmakla kırılabilecek rutinden kurtulmakla mümkün oluyor. O yüzden yola çıkmak ve keşfetmek anı var eden yegâne şey.

Son olarak neden okurlarım seni, Eren Ertürk nereden takip edebilir? Okurlara bir mesajın var mı?

Eren Ertürk seyahat tüyolarına, gezi rehberlerine, gezginleri ilgilendiren haberlere, röportajlara ve daha fazlasına ulaşmak için;

Sosyal Medya Hesapları

Eren Ertürk @eren_erturk instagram hesabımndan takip edebilirsiniz…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir