Sinemamızda Erol Taş ve Kötü Adam Gülüşü


Biz onu ya sinirli bir üvey baba olarak izledik ya da acımasız bir düşman… Onu beyaz perdedeki sert bakışları, karpuzun göbeğini bir başka yiyişi ve gülüşü, kötü adam rollerini canlandırmasıyla hatırlıyoruz.Susuz Yaz‘ın Kocabaş Hasan’ı, Duvarların Ötesi‘nin Babaç’ı, İnce Cumali‘nin Ali Ağası, Diyet’in Bilal Ustası ve daha nicesi.. 1928 Erzurum doğumlu Erol Taş, iki yaşında babasını … Okumaya devam et Sinemamızda Erol Taş ve Kötü Adam Gülüşü

Uçmak İçin İyi Bir Gün Değil: Doğancılar


Ağacın yeşil yapraklarının sağına soluna, altına üstüne birtakım siyah gölgeler kümelenmişti. Bu siyah kümelerin orta yerinde bir sarı çaresizlik kendinden emin bir o kadar da inatçı olarak buradayım diyordu. 10 karga baş başa vermiş yavru bir kediyi esir almışlar, ağaçtan atmaya çalışıyorlardı. Kedi kargaların sayıca çok olmasına karşın önünü arkasını sağını solunu aynı anda korumaya … Okumaya devam et Uçmak İçin İyi Bir Gün Değil: Doğancılar

Deliler Diyarından Bir ‘Guguk Kuşu’ Geçti


Ken Kesey’in 1962 de yazdığı, Çek yönetmen Milos Forman’ın 1975 de üzerine film çektiği klasikleşmiş eser, One Flew Over the Cuchoo’s Nest / Guguk Kuşu. Jack Nicholson’un başrolünde oynadığı 9 Oscar’a aday olup 5 Oscar ödülü alma başarısı göstermiş olan bu eser var olan sisteme dayanamayıp karşı çıkmanın bedelini ödeyen McMurphy’i, herkesin sağır ve dilsiz … Okumaya devam et Deliler Diyarından Bir ‘Guguk Kuşu’ Geçti

Yarım Kalmış Bir Bulmacanın Son Parçası: Rembrandt


Çok değil, geri bıraktığımız Haziran’a kadar aramızdaydı çağdaşlarıyla. 17. yüzyılda denizaşırı ticaretin getirdiği refahla, bilim ve sanat dallarında Avrupa'nın engelişmiş ülkelerinden biri haline gelen Hollanda toplumuna, kent ve kırsal kesimdeki yaşama ve sanata, usta ressamların gözünden bakma fırsatı elde ettik. Kaçımız bu fırsatı değerlendirebildik bilmiyorum ama ben değerlendirenler arasındaydım. SSM ‘de( Sakıp Sabancı Müzesi) gerçekleştirilen sergiyle … Okumaya devam et Yarım Kalmış Bir Bulmacanın Son Parçası: Rembrandt

Reklamın Retoriği


Retorik kelimesinin izlerine ilk kez Antik Yunan’da rastlamaktayız. Platon’un Gorgias adlı eserinde geçmektedir.  Yine aynı zamanda M.Ö. 5 y.y. da Sokrates çevresindekiler tarafından da kullanılmıştır. Retorik kelime anlamı olarak güzel söz söyleme, hitabet sanatı anlamına gelmektedir. Dili ikna etmek amaçlı kullanılan sanatlardan biridir. Bu retoriğin temekinde üç ana öğre yatmaktadır: bir söylevci, bir dinleyici ve … Okumaya devam et Reklamın Retoriği

Suskunluk Sarmalı Üzerine


 “Çocuktuk, beyaz don giyerdik, ayaklarımız yarı çıplak. Sonbahar ve ilkbaharın güneşli akşamüstünde köy yaşlılarının toplandığı yer, cami duvarının dibiydi, caminin kıble duvarının yani kaleye cephe duvarının dibi. Çocuksu merakımızdan yanlarına sokulur, anlattıkları hikâyelere kulak kesilirdik. “Kafile”den, “gâvur”dan konuşulurdu; bazen ortalığı hüzün kaplar, bazen de kahkahalar yankılanırdı kalenin bedenlerinde. Ve yıllar sonra anladık “kafile”nin, “gâvur”un ne … Okumaya devam et Suskunluk Sarmalı Üzerine

Seyr-i Türkiye: Karadeniz Vapuru


  Genellikle Türkiye’de  halkla ilişkiler çalışmalarının örgütlü ve bilinçli olarak  1940 ile 1960 lı yıllar arasında ortaya çıktığı vurgulanır. Bunların önce kamu sektöründe ve daha sonra özel sektörde yaygınlaştığı belirtilir. Bu açıklamalar doğrultusunda birkez daha gün yüzüne çıkan bir gerçeğe tanıklık etmiş oluyoruz. O gerçek ne mi? Tabiri gereği suskunluk sarmalı, dahası yapılanların üzerini örtme … Okumaya devam et Seyr-i Türkiye: Karadeniz Vapuru