Doğancılar Parkı | Uçmak İçin İyi Bir Gün Değil

üsküdar-doğancılar-parkı
Üsküdar - Doğancılar
Üsküdar – Doğancılar

Ağacın yeşil yapraklarının sağına soluna, altına üstüne birtakım siyah gölgeler kümelenmişti. Nere mi burası Doğancılar Parkı.

Bu siyah kümelerin orta yerinde bir sarı çaresizlik kendinden emin bir o kadar da inatçı olarak buradayım diyordu. 10 karga baş başa vermiş yavru bir kediyi esir almışlar, ağaçtan atmaya çalışıyorlardı.

Kedi kargaların sayıca çok olmasına karşın önünü arkasını sağını solunu aynı anda korumaya çabalıyordu. Bu nedenledir ki ağaçta tuhaf bir ruh hali almıştı. Kargalar kedinin varlığına karşı avazları çıktığınca bağırıyorlar dillerinden geldiğince küfrediyorlardı. Belki de hepsi bir olup kediye saldırsalar anında onu ağaçtan atacaklardı ama bir sorun vardı.

Kediye karşı sayılarının çok olmasına rağmen kargalar arasında birlik yoktu. Kedi her defasında teker teker hamle yapan kargaları geri püskürtüyor, hamlesinin boşa gittiğini gören karga onurun zedelenmesinin verdiği kuyruk acısıyla arkasına bakmadan ağaçtan kaçıyordu. Bu tek tük saldırılar belli bir süre böyle devam etti. Sonunda saldırmaktan yılan kargalar hep bir ağızdan Doğancılar parkını inleterek sağa sola kaçıştılar. Kedi mağlubiyeti kabullenen kargaların arkasından tam sevinç gösterilerine başlayacaktı ki ayağı kayarak sırt üstü yere çakıldı. Bunu ganimet bilen parkın başıboş köpekleri kedinin peşine topuklamaya başlamışlardı.

Kedi 10 kargaya karşı verdiği onurlu mücadelesinin ardından benliğini basan kendini beğenmişlik ve otorite duygusuna yenik düşmüştü. Şimdi Doğancılar parkında o köşe senin bu köşe benim, arkasında köpekler kısa süreli bir sürgün oyunu oynuyordu galiba.

Doğancılar parkı dedikte gelip göreniniz varsa bilir. İçinde mermerden yapılma bir çeşmesinin, yapay bir ırmak tasvirinin toplandığı doğanlı bir havuzunun olduğu, yeşilliğinin üzerinde yükselen çınar ağaçlarıyla bir başka görünen bir park olduğunu bilir buranın. Ama bu gördüklerimizin daha da ötesi var. Öncelikle Doğancılar, tarihiyle birçok vakaya tanıklık etmiş ve bu vakalardan bazı zamanlar dili yanmış bir yerdir.

Doğancılar Parkı

Galata Kulesi - Hazarfen Ahmet Çelebi
Galata Kulesi – Hazarfen Ahmed Çelebi

Üsküdar’ın tepe noktasında yer alan Doğancılar parkı, tarihte av yapılan bir tepe halindeyken bugün kimilerinin gözünde nezih ve hayvan dostu görünmek isteyen insanların konakladıkları ve hayvanlarını gezdirmeye çıkardıkları yer olarak hüküm sürmektedir. Niye böyle bir telaffuz kullanma gereği hissettiğimi soracak olursanız bu kişiler hayvan sevgilerini yalnızca bu park içinde gösterip dönüş yolunda hayvanlarına kızıp tekme atacak kadar zihniyetleri oyalama düşkünü olmalarıdır. Tabi, genele konuşmuyorum, istisnalar olabilir.

Doğancılar Parkının Tarihçesi

Doğancılar 4. Murat döneminde, Hezarfen Ahmet Çelebi’nin Galata’dan uçuşuna tanıklık etmiş bir yer olması bakımından önemlidir. Kendisine bin ilmin efendisi yakıştırması yapılan (farsça hezar kelimesi bin anlamına gelir, fen kelimesi ile bin ilimli anlamını tamamlar) Hezarfen Ahmet Çelebi, İsmail Gevheri ve Leonardo Da Vinci’nin araştırmalarından esinlenerek geliştirdiği kanat sistemiyle Galata’dan uçarak boğazı geçip Doğancılara inmiştir. Tabi bu inişin birde sürgünü olacaktır, o da Cezayir’e. ‘’Bu âdem pek havf edilecek bir âdemdir, her ne murad ederse elinden gelir, böyle kimselerin bakaası caiz değil” diyerek Ahmet Çelebi’yi ilimden ve ilerlemeden korktukları için sürgün etmişlerdir.

Yıllar sonra 1950’ler de Hezarfen Ahmet Çelebi’yi PTT pullarında yer vererek sürgün edildiği topraklarda hatırlanmaya nail etti. Ne hoş durumdur bu ki hatırlanmaz. Tabi bu o güne kadar alışılmadık bir şey değildir. Bunun gibi daha neler gördü bu memleket…

Surre-i Hümâyûn’a ev sahipliği yapmış olan Doğancılar, değişik vakalarla da karşı karşıya kalmıştır. Bunlardan en bilineni de 31 Mart Vakasına benzer olan 1913 te çıkan olaydır. Buranın en eski sahaflarına, tarihçilerine sordum pek bilinmez dediler. Herhalde hatırlanmak istemediler ya da pek mühim bir olay değildi kanısına vardım.

Sözümüzü bir otorite mücadelesinden açtık nerelere getirdik. Sahi ne oldu bizim kediye. Köpekler fena hırpaladı herhalde diyecek oldum ki bizim kedi yine geldi aynı ağacın dalına kuruldu. Bu sefer on değil yirmi kargayla beraber. Çeteyi ağaca yıkmışlar anlaşılan. Bu sefer her iki tarafın da işi zor. Bir yanda koca karga ordusunun tüm parka rezil olması gibi olasılık, diğer tarafta ise kedinin hışır olması gibi olasılık. Hadi o zaman hepinize kolay gelsin…

Doğancılar Parkı Öykü Karalamasından..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir