Yazma Sanatı ve Popülerleşme Yolculuğu

yazı-yazma-sanatı-nedir

Yazı yazma sanatı nedir? İnsanı yazmaya iten varoluş kaygısı mıdır yoksa popüler kültür mü? Bu ayrım tam olarak nerede başladı? Bu soruların cevaplarını içeren küçük tüyolar için hazır mısınız!

İnsan, sınırlı hayatı ile tüketmenin farklı yollarını aramaktan vazgeçmiyor. Bir öğütücü gibi durmadan parçalara ayırıyor ve sonra ayrıştırıyor her şeyi. Kaynağı, maddeyi, sözcüğü, bilgiyi ve en önemlisi varoluşsal olan birçok şeyi. İlk olarak sözlü kaynaklardan öğrenmeye başladığımız insanlık tarihini zamanla yazının icadı ve geliştirilmesiyle yazılı kaynaklara dökülmesiyle bir varoluş uğraşını da başlatmış olduk. Günümüzde yeryüzünden silinmiş birçok kavim, insan ve olay hakkında bilgi öğrenmemizde yazının işlevi büyüktür. Kuşkusuz yazı, insanlığa en büyük katkı sağlayan icatlardan biridir.

Yazı Yazma Sanatının Popülerleşmesi
Yazı Yazma Sanatının Popülerleşmesi Nasıl Başladı?

Yazma Sanatının Kişiliği ve Statüsü

Yazının bilgileri aktarma özelliğinin dışında diğer bir özelliği de personaya sahip olmasıdır. Belli bir persona gibi görünmek için yazmak diye bir terim duydunuz mu? Özellikle günümüzde tüketim çağında rekabet dişlilerinin kıskacındaki birçok metin personaya bürünmüş durumda. Özellikle akademi dünyasında karşı karşıya kaldığımız bu durum düşündürücüdür. Öyle ki ‘statü’ kelimesinin bunda etkisi büyüktür.

Campbell bu durumu şöyle ifade etmektedir: ”İnsanların havalı veya başka türlü yazmak hakkında konuştuklarına ve düşündüklerine bakarak ne demek istediklerini ‘persona’ kavramı üzerinden anlamaya çalışabiliriz” demektedir. 1 Bu ifadeden yola çıkarak bir yazarın üslubundan ve yine bir kişinin konuşmasından onun personasını ortaya koyabiliriz. Bu durum varoluşsal mıdır sorusuna gelecek olursak, uğraştır demek daha olacaktır.

Özellikle günümüzde insanların yoğun rekabet (liberal savaşın kan götürdüğü) ortamda var olma, bende buradayım demek adına ortaya koyduğu birçok uğraş varoluşsal işaret fişeği rolü üstlenmektedir. Bunların birçoğunun kendisi olmadığı da aşikardır. Öyle ki hali hazırda artan blog yazarlığı, yayınlanan ama okunmayan ulaşılmaz dile sahip makaleler, sosyal medyadaki fenomenlik yarışında twitter da söz ebeliği yapmak bunun birkaç küçük örneğidir.

Baudrillad’ın söylediği gibi ortadan kaybolma sanatı günümüzde en çok tanık olduğumuz durum halini almıştır. İnsanoğlu kısa süreli yaşamına bakmazsın anlam taşıyan birçok olguyu popüler kültür aracı haline getirerek tüketmeyi başarmıştır. Bunlar arasında bilim, sanat, müzik, edebiyat ve bunların yanında en önemlisi de insanı duygular…

Yazma Sanatı Nedir? İnsan Neden Yazma Kaygısı Taşır?
Yazma Sanatı Nedir? İnsan Neden Yazma Kaygısı Taşır?

Neden Yazarız? İnsanı Yazmaya Sürükleyen Varoluş Kaygısı

Biz niçin yazıyoruz? Gerçek olana ulaşmak için mi ya da yansıma olan ile mutlu olmak için mi? Öncelikle bu sorunun cevabını bulmamız gerekiyor. Nereden bakarsak bakalım dünyanın varoluşundan beridir karalıyoruz. Yazıyı birçok biçimde kullanıma sunan insanoğlu günümüzde yazıyı işe dönüştürmüş durumda. Varoluşsal bir amaç taşımadan kendine persona yaratmak adına kullanmaya devam etmektedir. Peki bütün yazılıp çizilenler iş mi? Ve iş olarak yazı neye karşılık gelmekte? Öncelikle bütün yazılıp çizilenlerin iş olmadığını söyleyerek başlayalım. Ve ekleyerek iş ve varoluş kaygısı taşıyan yazıların ayrımına dair keskin bir ayrım olmadığını belirtmek lazım. Bu insanın popüler olma, persona takınma ve benliğini doyurma amaçlı kullanımının bu durumu etkilediğini belirtmekte fayda var.

Persona, maske nedir? yazımı okuyabilirsiniz.

Son olarak iş kavramı özellikle sanayi devrimi sonrası yükselene popüler kültür kavramı ile hayatımızda sıkça anılan ve kültür öğelerini ele geçirmeye başlayan bir durum. Bu durumu müzikte, yerel sanatlarda ve yazı da görmek mümkün. Tüketilmek için üretilen birçok şeyle birlikte bize sunulan bir terim’iş’. O sebeple ki günümüzde yazı kavramı ‘iş’ olarak bir ayrıma sahip. Adına kurulmuş meslek kolları var. İnsanın bağımsız üretimi bağımlı hale geldiği bir durum olarak iş olarak yazı, tüketim kültürü tarafından saldırı altında olan diğer birçok unsur gibi bağımsız örnekleriyle direnmeye devam etmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir